Kusursuz bir gün.
Bizde kalsın.
Önsöz
- Arturo
- Köprünün üzerinde omzumda uyurken, seni izliyordum, boğazı aldatırken.
3.13.2009
sulu sepken üstüne
Ateşli sözlerimle kandırıp
Yanlış yolun karanlığından
Düşmüş ruhunu kurtardığım zaman,
Derin bir azap duyarak
Seni saran ayıbı
Pişmanlık içinde lanetledin.
Unutkan vicdanını anılarınla
Tek tek bana anlatırken
Birden bire yüzünü ellerinle kapadın;
Ruhundaki isyan sonunda
Utançla, dehşetle sarsılarak
Gözyaşlarına boğuldun
vb., vb., vb...
fyodor mihailoviç
Yanlış yolun karanlığından
Düşmüş ruhunu kurtardığım zaman,
Derin bir azap duyarak
Seni saran ayıbı
Pişmanlık içinde lanetledin.
Unutkan vicdanını anılarınla
cezalandırmak için,
Benden önce olanlarıTek tek bana anlatırken
Birden bire yüzünü ellerinle kapadın;
Ruhundaki isyan sonunda
Utançla, dehşetle sarsılarak
Gözyaşlarına boğuldun
vb., vb., vb...
fyodor mihailoviç
3.12.2009
;
Kısa bir zaman diliminde, görüşmemizin üzerinden sadece iki saat geçmesine rağmen, sadece seni özlediğimi anlatmaya çalışırken,
bırak sussun artık o tuşlar, konuşmasın, kahrolası iki dakika beklesin, bırak bir arkadaşın kırılsın sana, darılsın, seni hayatında bir daha görmek istemesin, veya boşver… O her konuşma tıkırtısında, ben darılmayayım sana.
Ya da yalan söyle bana, hadi ama çok kolay.
bırak sussun artık o tuşlar, konuşmasın, kahrolası iki dakika beklesin, bırak bir arkadaşın kırılsın sana, darılsın, seni hayatında bir daha görmek istemesin, veya boşver… O her konuşma tıkırtısında, ben darılmayayım sana.
Ya da yalan söyle bana, hadi ama çok kolay.
3.09.2009
post-it

Maybe ile reklamlar hakkında konuşurken, en yaratıcılar arasında yukardaki reklamın olduğunu söyledim ve bana vurmaya başladı.
Fakat herşeye bir cevabı olan Maybe'nin, buna da bir cevabı vardı ve bu cevap beni derinden etkiledi...
"İlk tanıştığımızda arkana yapıştırdığım kağıdı görmedin galiba..."
"!!!"
"!!!"
3.08.2009
3.04.2009
.
Giderek yaklaşıyorum sana. Yazdıklarımı okumuyorsun, beni duymuyorsun. Karanlıktaki geçici körlük gibi, beni göremiyorsun. Ben ise bütün vücudumun titrediğini hissediyorum, evimin salonundaki kanepede, yorganı üstüme çekmiş uyumaya çalışırken. İnsanın benliğini kasıp kavuran, kontrol edilemez bu duygu, bir çeşit nöbet gibi. Anlam ve isim karmaşasında gidip geliyorum. Gözlerim tavandaki büyük boşlukta kayboluyor…
O, çok kurmak istediğin, yönetmek istediğin, önüne kimsenin geçmesine izin vermediğin hayallerin, benim önümde şimdi. Senin için tüketilmeyi bekliyorlar. Senin için çabalarken, ben…
“Neden!” bu beş harf anlamını yitiriyor nedensizlikte.
Oysa insanı giderek dibe sürükler farkındalık.
Yüzlerce düşünceyle uğraşmaktansa daha iyi değil midir ki saflık?
O, çok kurmak istediğin, yönetmek istediğin, önüne kimsenin geçmesine izin vermediğin hayallerin, benim önümde şimdi. Senin için tüketilmeyi bekliyorlar. Senin için çabalarken, ben…
“Neden!” bu beş harf anlamını yitiriyor nedensizlikte.
Oysa insanı giderek dibe sürükler farkındalık.
Yüzlerce düşünceyle uğraşmaktansa daha iyi değil midir ki saflık?
3.02.2009
saat 03.00
Koşma, yorulduysan. Bilme, istemiyorsan. Her an gülüyorsan, neden kendimizi esir etmeyelim ki bu zevke? Terapi seansı gibi kullanıyorsak… Yaşadığımız ‘an’a odaklanıyorsak. Kendimizden geçiyorsak… Sende korkuyorsan, yalanlarımızdan.
Eğer bir tavsiye istiyorsan,
kısa ve dokunaklı bir öpücük gibi hissetmelisin. Çünkü;
Her uyuşturucu bir başlangıçtır hayata.
Çok fazla fark eder mi çeşitleri, dünyadan yükseldikten sonra?
Uyanmamıza çok var. Boşuna saate bakma, yeter artık.
Eğer bir tavsiye istiyorsan,
kısa ve dokunaklı bir öpücük gibi hissetmelisin. Çünkü;
Her uyuşturucu bir başlangıçtır hayata.
Çok fazla fark eder mi çeşitleri, dünyadan yükseldikten sonra?
Uyanmamıza çok var. Boşuna saate bakma, yeter artık.
3.01.2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


