yarımsene
her gün yeni bir adım
bugünün anlamı sadece tarih
yarın çok parlak
altı aya yetmiyoruz
insanlar karşımızda, boyunları eğik, kırılmış
biz sapasağlam
seninlehayatnegüzelsevgili.
Önsöz
- Arturo
- Köprünün üzerinde omzumda uyurken, seni izliyordum, boğazı aldatırken.
4.21.2009
,
Hüzünden ağlayan İstanbul sokaklarını sensiz gezdim bu akşam. Üzerimde hafif bir sarhoşluk. Evet, doğru tahmin ettin, hayaletlerin yine peşimi bırakmadı. Tünelde yerde dilenen yaşlı bir kadın gördüm. Senin için nasıl acırsa, senin gibi hissettim. Elimi daha sıkı kavrardın, eminim. İçime işlemişsin, akıyorsun oluk oluk. 22:00 vapuruna bindim Karaköy’den. Nasıl bir vücut ayrılırsa diğerinden, iskeleden öyle ayrıldı vapur, sensiz. Şimdi o vapurun en arkasında oturmuş sana bunları yazıyorum, yine boğazı aldatırken. Burası bu akşamda meyhane gibi… Sigara, içki içmek yasak mıymış? Kimsenin haberi yokmuş… Birazdan Kadıköy’den seni arayacağım, belki eve gitmemişsindir diye.
Seni görebilme ihtimalini seviyorum.
Seni görebilme ihtimalini seviyorum.
(:
Geçenlerde Maybe ile İstiklal’deyiz. Alkol oranı da kanımızda tavan yapmış, Karaköy iskelesine yetişmeye çalışıyoruz. Yanımızdan geçen tramvayın arkasına atlayalım dedik. Fakat arkada dünyanın en iyi kalpli, en saygılı “sokak çocuğu” oturuyordu. Biz atlasak mı diye düşünürken ayağa kalktı: “gelin abi, koş abla, ben kalkarım, abi koşsana, abla hadi” diye bağırmaya başladı. Biz de beyefendiye teşekkürlerimizi sunduk. “Lütfen lütfen, siz asılın tramvaya” diye
Şaşkın bir halde el salladık ve vedalaştık.
Şaşkın bir halde el salladık ve vedalaştık.
.
Hiç hoşlanmadığım, basit fakat burada kullanmayı daha uygun bulduğum bir tabirle “sırılsıklam” âşıktım sana. Kör etmişti beni bu aşk. Karanlıktı dünya. Bembeyaz tenin, uzun bir süre karanlık bir oda da kaldıktan sonra güneş ışığıyla karşılaşmış gibi gözlerimi acıtırdı. Ne ilginç tabirdir aşk. Peh! Ne kadar büyük olabilir ki… Bir insanı ne kadar sevebilirsiniz ki…
Uyurken yüzünün her ayrıntısını her şeklini inceliyordum. Gözlerimi senden alamıyordum. Hayatının, kalbinin, ruhunun derinliklerine inmek, seni derinden anlamak istiyordum. Bazen sen başka bir noktaya daldığın vakit (mesela kitap veya dergi okurken) seni delicesine öpmek, sarılmak, dokunmak istiyordum. Senin gözüne girmek istiyordum. Bazen ise, kayboluyordum da bunları yaparken. İşte buradaki en büyük ayrıntı insan kendini düşünmez bu duygular içerisindeyken… İş hayatım kötüye gidiyor: kimin umurunda? Okul bitecek mi: bağırıyorum – kimin umurunda? Biliyor musunuz, sonunda mutlu ayrılıyorsunuz hayattan. Düşünsenize bir kere; -O- na adanmış bir hayat. Bu belki bir ay, belki üç yıl, belki bir ömür. Çok mutlu yaşadım onunla iken. Daha ne olabilir? Duyuyorum şu anda bana kızıyorsunuz. Farkındayım, her şeyi boş vermek çözüm değil. Sonuçta hayatta başarılı olamazsanız onu da mutlu edemezsiniz ve bu gerçek ileride yüzünüze bir tokat gibi çarpabilir. Yinede hayrandım sana, hayranım. Olacağım. Evinin sokağının her köşesini ezbere biliyorum. Sadece bu bile o kadar önemli ki benim için, oturduğun yerin ismine anlam katmak istiyorum. Sen yürürken seni izliyorum. Eve girerken kapıyı açışın ve sonra beni hiç umursamazmış gibi odaya geçişini seviyorum. Arkandan bağırmak istiyorum: umursama beni! O bana yazı yazan ellerini defalarca öpmek istiyorum. Biliyor musun, her sigara yaktığında canım acıyor hâlâ ileride beni de yakarsın diye. Daha da önemlisi bütün bunlar
Karşılıksız. Yalana bakın! Sev beni.
Hepsi sana.
Uyurken yüzünün her ayrıntısını her şeklini inceliyordum. Gözlerimi senden alamıyordum. Hayatının, kalbinin, ruhunun derinliklerine inmek, seni derinden anlamak istiyordum. Bazen sen başka bir noktaya daldığın vakit (mesela kitap veya dergi okurken) seni delicesine öpmek, sarılmak, dokunmak istiyordum. Senin gözüne girmek istiyordum. Bazen ise, kayboluyordum da bunları yaparken. İşte buradaki en büyük ayrıntı insan kendini düşünmez bu duygular içerisindeyken… İş hayatım kötüye gidiyor: kimin umurunda? Okul bitecek mi: bağırıyorum – kimin umurunda? Biliyor musunuz, sonunda mutlu ayrılıyorsunuz hayattan. Düşünsenize bir kere; -O- na adanmış bir hayat. Bu belki bir ay, belki üç yıl, belki bir ömür. Çok mutlu yaşadım onunla iken. Daha ne olabilir? Duyuyorum şu anda bana kızıyorsunuz. Farkındayım, her şeyi boş vermek çözüm değil. Sonuçta hayatta başarılı olamazsanız onu da mutlu edemezsiniz ve bu gerçek ileride yüzünüze bir tokat gibi çarpabilir. Yinede hayrandım sana, hayranım. Olacağım. Evinin sokağının her köşesini ezbere biliyorum. Sadece bu bile o kadar önemli ki benim için, oturduğun yerin ismine anlam katmak istiyorum. Sen yürürken seni izliyorum. Eve girerken kapıyı açışın ve sonra beni hiç umursamazmış gibi odaya geçişini seviyorum. Arkandan bağırmak istiyorum: umursama beni! O bana yazı yazan ellerini defalarca öpmek istiyorum. Biliyor musun, her sigara yaktığında canım acıyor hâlâ ileride beni de yakarsın diye. Daha da önemlisi bütün bunlar
Karşılıksız. Yalana bakın! Sev beni.
Hepsi sana.
4.19.2009
bir kaç parça
“every body’s gotta learn sometimes” da sana ilk yazımı yazdım. “crazy” çalarken öpüşüyorduk bugün. “black” de sigara içiyorduk. “island blues” u göğsüme uzanmış bana söylüyordun. “eternity” çalarak sürpriz yaptım. “aslında bir soru var” ben çaldım sen söyledin. sen izmirdeyken “ah bu ben” i çaldım söyledim, kaydedip sana yolladım. “nothing else matters” gitarda sana ilk öğrettiğim şarkı (ve tek). “sober” ı söylediğini söyledin. “stairway to heaven” beni düşünürken. “paranoid android” uyumak için. “I kissed a girl” seni kızdırmak için. “ideotech” beraber dünyadan yükselirken. “sweet child o’mine” çalıyordu, seni düşünürken. “cary you home” u sana yazmak istedim. “ode to the sun” çalıyordu sen gülerken. “bang bang” çalıyordu ağlıyorken. “forget her” çalıyordu içerken. “breath me” çalıyordu sarhoşken. “alone with you” senden-benden uzakken. “still loving you” kalp atışlarını dinlerken, “Shine on you crazy diamond” sevişirken.
4.17.2009
4.16.2009
mektup
Sevgili B.
Nasılsın? Biliyorum sevmezsin sen bu soruyu. “Ne haber anne!” dersin bana gülerek. Ama merak içindeyim, hasta olursan da söylemezsin sen şimdi… Okulunu aksatma lütfen, iki ayın kaldığını unutma, halledeceksin. Elime geçen her fırsatta seni arayacağım. Beni sorarsan çok iyiyim. İkimiz için uğraşıyorum. Bütün hayallerim, zaferlerim, yenilgilerim senin için, bizim için. Başaracağım-başaracağız. Bununla beraber isyan etmek istiyorum delice, tıkanıyorum, sensiz başka bir şehirde nefes alırken. Sadece sevgili olarak değil özellikle arkadaş olarak veya bazen kızan, bazen güldüren, bir kadın olarak da ihtiyacım var sana, muhtacım her hücrene. Dört yüz elli kilometre uzağım şu an sana, her metresinde sen varsın. Bazen düşünüyorum da, ne kadar anlamsız uzaklık sana. Biz seninle farklı bir şekilde bağlıyız.
Ankara’da bir kafeden yazıyorum sana bu satırları. Dışarıda bana senin gülümsemeni hatırlatan çok güzel bir hava var. Sade kahve içiyorum, iki şeker attım yine, ellerim ellerini bekledi karıştırması için. Biliyor musun sevgili, en çok da sabahları seni görememek üzdü beni Ankara’da. Sana bir hediye almak istiyorum buradan, neden olmasın? Bir de sana layığını beğenebilirsem… Çok zor sana hediye almak biliyor musun? Karar veremiyorum, ama yine o hediyeyi vereceğim anda ki bir anlık gülümsemen aklıma geliyor. Durdurulamaz bir istekle koşuyorum alışveriş merkezlerine. Umuyorum ki yarın halledeceğim bu işi.
Ozanla seni konuşuyoruz iki gündür. Anlat anlat bitmiyorsun. Seninle tanışmayı çok istiyor. “Seni bu şekilde etkileyen kadını merak ettim” diyor. Yazılarımı-yazılarını okuttum O’na hayran kaldı. Övdüm seni. Ayrıca senden rica ediyorum, lütfen çok fazla içiyorsun diye bana kızma. Uzun zamandır görüşememiştik Ozan’la. Ankara’nın her köşesinde anılarımız var. Benim için de üç günlük bir tatil olacak, çok özlemişiz birbirimizi, birde çok bunalmıştım. Alkolü de çok severiz bilirsin. (Okuyunca gülümseyeceksin eminim). İki yıl önce gittiğimiz barlara gideceğiz bu gece.
Özlemek…
Elimden geldiğince çabuk geleceğim, perşembe sabahı büyük ihtimalle yanında olurum diye umuyorum.
Seni sevmek çok güzel
Dibine kadar.
A.
Nasılsın? Biliyorum sevmezsin sen bu soruyu. “Ne haber anne!” dersin bana gülerek. Ama merak içindeyim, hasta olursan da söylemezsin sen şimdi… Okulunu aksatma lütfen, iki ayın kaldığını unutma, halledeceksin. Elime geçen her fırsatta seni arayacağım. Beni sorarsan çok iyiyim. İkimiz için uğraşıyorum. Bütün hayallerim, zaferlerim, yenilgilerim senin için, bizim için. Başaracağım-başaracağız. Bununla beraber isyan etmek istiyorum delice, tıkanıyorum, sensiz başka bir şehirde nefes alırken. Sadece sevgili olarak değil özellikle arkadaş olarak veya bazen kızan, bazen güldüren, bir kadın olarak da ihtiyacım var sana, muhtacım her hücrene. Dört yüz elli kilometre uzağım şu an sana, her metresinde sen varsın. Bazen düşünüyorum da, ne kadar anlamsız uzaklık sana. Biz seninle farklı bir şekilde bağlıyız.
Ankara’da bir kafeden yazıyorum sana bu satırları. Dışarıda bana senin gülümsemeni hatırlatan çok güzel bir hava var. Sade kahve içiyorum, iki şeker attım yine, ellerim ellerini bekledi karıştırması için. Biliyor musun sevgili, en çok da sabahları seni görememek üzdü beni Ankara’da. Sana bir hediye almak istiyorum buradan, neden olmasın? Bir de sana layığını beğenebilirsem… Çok zor sana hediye almak biliyor musun? Karar veremiyorum, ama yine o hediyeyi vereceğim anda ki bir anlık gülümsemen aklıma geliyor. Durdurulamaz bir istekle koşuyorum alışveriş merkezlerine. Umuyorum ki yarın halledeceğim bu işi.
Ozanla seni konuşuyoruz iki gündür. Anlat anlat bitmiyorsun. Seninle tanışmayı çok istiyor. “Seni bu şekilde etkileyen kadını merak ettim” diyor. Yazılarımı-yazılarını okuttum O’na hayran kaldı. Övdüm seni. Ayrıca senden rica ediyorum, lütfen çok fazla içiyorsun diye bana kızma. Uzun zamandır görüşememiştik Ozan’la. Ankara’nın her köşesinde anılarımız var. Benim için de üç günlük bir tatil olacak, çok özlemişiz birbirimizi, birde çok bunalmıştım. Alkolü de çok severiz bilirsin. (Okuyunca gülümseyeceksin eminim). İki yıl önce gittiğimiz barlara gideceğiz bu gece.
Özlemek…
Elimden geldiğince çabuk geleceğim, perşembe sabahı büyük ihtimalle yanında olurum diye umuyorum.
Seni sevmek çok güzel
Dibine kadar.
A.
4.14.2009
4.12.2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
