Önsöz
- Arturo
- Köprünün üzerinde omzumda uyurken, seni izliyordum, boğazı aldatırken.
10.02.2009
9.22.2009
---
Senin eşsizliğin, bulunmazlığın üstüne ne söylesem eksik kalır. Sadelikten korkmayan bir kadınsın bir kere. O köprünün altında vb. satılan balık-ekmekten alıp yemek istemen beni en çok gönendiren şeylerden biri. Sana ondan almak istemeyişimin tek nedeni midenin sağlığını düşündüğümdendir. Bunu kaç kez söyledim de sana. Adapazarı’ndaki kızla –neydi adı onun?- çektirdiğin fotoğrafta senin bütün hayat tavrın gizli. En gösterişsiz koşullarda da sen, o koşullardan hiç utanmadan, hiç yüksünmeden, bir ayağını gözü pek bir rahatlıkla ileri atabilirsin. Beni nasıl savunursun sonra. Birisi bana çok şişmanladığımı söylemişti de, hemen saldırıya geçmiş, şişman olmadığımı ileri sürmüştün. Oysa pekâlâ fazla okkalanmıştım o günler. Sen busun işte. Sevdiğini her durumda savunursun, onun kusurlarını görmezsin. Ne sevgilisin sen.
Ama Aragon’un şu dizesi de bir gerçek:
“Göğsüne bastırırken kırar sevdiği şeyi.”
(C.S.)
ha ha ha
Birkaç yılını tavlaya adamış bir insan nasıl olurda üç kere 6-0 yenilir?
cevap: benim gibi bir ustayla oynarsa.
(:
son ki üç
İşte böyle bizim hayatımız. Ortak paylaşımlar içinde. Eşsiz bir düet.
9.19.2009
9.08.2009
Sanıyorum
*Kapik: Rus en küçük para birimi.
Not: Dostoyevski 1868’de ikinci karısından olacak ikinci çocuğunu beklerken, doğuma iki ay kala yürüdüğü yolları unutmamak ve doğum anında ebeye en kısa yoldan gitmek için her gün ebenin oturduğu sokağa gider ve gelir. Bilindiği gibi Dostoyevski sara hastasıdır ve geçirdiği nöbetlerin etkisi olarak gittiği şehirlerde yön bulması ve yolları ezberlemesi zaman almaktadır. Yukarıdaki yazı, okuduğum bu anının benim açımdan hikâyeleştirilmiş halidir.
8.24.2009
özet
Ne kadınsın sen! Kıskançlığı yaratan güzelliğin, her gün artan değerliliğin, ha birde deli eden inadın…
Bugün ilk defa buluştuk biz, senin için ilk defa deliler gibi koştum, ilk defa senin canın acıdığında ben de yara aldım. İlk defa öptüm seni, tutkuyla heyecanla, gözlerimi hiç açmayacakçasına kapatarak. İlk defa kokladım seni, içime çektim. Nefesimi verdim ilk defa. Gözlerinde kendimi aradım ve ilk arayışımda buldum. İlk defa sen giderken arkandan bakakaldım, özlemle. Ruhum insan ömründe az rastlanır bir mutluluğa erişti bugün. İlk defa aşık oldum. Sanki on aydır beraber değilmişiz gibi.
Not olarak: seni, gittiğimiz her yerde gizlice izlemeye devam ediyorum. Sanki beraber değilmişiz gibi, birbirimizi yeni tanıyormuşuz gibi. Yüzünü dudaklarını… Bakışlarını izliyorum sen bana bakmıyorken. Yakalanıyorum arasıra. Bu gariplik hoşuma gidiyor. Bir yandan da benliğimi şanslı hissettiriyor; seni sevdiğim için.