Önsöz

Fotoğrafım
Köprünün üzerinde omzumda uyurken, seni izliyordum, boğazı aldatırken.

6.22.2010

ada.


Yükselmek veya alçalmak, her şeye çok yakın gibi hissediyorum. Yükseldikten sonra tekrar dünyaya dönmek veya alçalarak iyice yerin dibine girmek. Kulağımda melankolik, anlamsız, duygusal, aşık, insanı düşüncelere sürükleyen notalar. Benimle eğlenerek bir dalga önümden geçiyor, yakalayamıyorum onu. Gitti bile. Düşecek mi kalacak mı korkusu yaşayan ve nereye gittiğini bilmeyen bir uçak gökyüzünde. Adalarda fırtınalı bir hava var bu gece, fotoğraf makinesinin flaşı gibi şimşekler gökyüzünü bir anda aydınlatıyor. Ellerim hâlâ titriyor ve fotoğraf flu çıkıyor. Yıllardır bu fluluğa o kadar alışığım ki, kendi inime dönmüş gibi hissediyorum.

Boşlukta sınırsızca yüzerken gözlerim kapalı. Elimden tut sıkıca, çok iyi yüzme bilmiyorum. Boğularak ölmek en kötü ölümlerden biri değil mi? Peki, en iyi ölüm hangisi? İntihar ederek kendin belirlemek mi zamanı? Yaşlanarak ölmek mi? İnandığın bir düşünce uğruna ölmek mi? Sevdiğin kadın için ölmek mi? Ellerinden gelen ölüm mü? Ne olursa olsun, her dakika ölsek keşke ve tekrar dönsek biz bize.

Şimdi de adaya giden bir vapur geçiyor önümden. Gece yarısı olmasına rağmen hava sıcak, deniz suyu ısınmış. Ne yaparsak yapalım soğumuyor, suyumuz ısınmış bizim bir kere.  

İnandıklarım uğruna boğuluyorum. Yazdıklarım bile birbirini tutmuyor. Koyu bir psikolojik durum hüküm sürüyor.
Aynı gömlek aynı pantolon var üzerimde. İyi de bunun ne anlamı var? İyi de nelerin anlamı var? Bir dakikanızı isteyeceğim güzel bir şarkı çalıyor.

Vakit gelmiş, vazgeçiyoruz kim olduğumuzdan, kim olmak istediğimizden, bizden, rahatça nefes almaktan.

1 yorum:

SeZgiN dedi ki...

Tek kelime "MUHTEŞEM"...